|

Harmonisation of Cooperative Legal Frameworks from Global Principles to National Regulations in the Context of Governance – Proceeding

Bildiri, kooperatiflerin üyelerince sahip olunan ve yönetilen, ortak ihtiyaçları karşılamaya yönelik demokratik örgütler olduğunu vurgulamaktadır. Kooperatiflerin ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkısı; karşılıklı yardımlaşma, ortak yarar ve her üyenin yönetime eşit katılımı ilkelerine dayanmaktadır.

Çalışmada, küreselleşme sürecinde ulusal kooperatif mevzuatının Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kooperatifler Birliği gibi kuruluşların geliştirdiği uluslararası standartlarla uyumlu hâle getirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Türkiye’de kooperatiflerin hukuki yapısının başlıca Türk Ticaret Kanunu ve 1969 tarihli Kooperatifler Kanunu tarafından düzenlendiği; mevcut sistemin dayanışmayı kâr maksimizasyonundan üstün tuttuğu belirtilmektedir.

Bununla birlikte belge analizi, Türk kooperatif mevzuatının uluslararası standartlarla tam uyum sağlayamadığını göstermektedir. Özellikle çıkar çatışmaları, yönetişim yapılarındaki yetersizlikler ve denetçilerin ortaklar arasından genel kurul tarafından seçilmesinin denetim bağımsızlığını zayıflatması önemli sorunlar olarak öne çıkmaktadır. Sonuç olarak kooperatiflerin sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyümeye daha etkili katkı sunabilmesi için mevzuatın sürekli güncellenmesi, yönetişim yapılarının güçlendirilmesi ve denetim sisteminin daha bağımsız hâle getirilmesi önerilmektedir.

Cite/Alıntıla: Taştan, K. (2025). Harmonisation of cooperative legal frameworks from global principles to national regulations in the context of governance. In Proceedings of the 3rd International Conference on Trends in Advanced Research (ICTAR 2025) (p. 61). All Sciences Academy.

Similar Posts

  • | |

    KURUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK YÖNETİMİ

    Bu kitap bölümünde Kurumsal Sürdürülebilirlik Yönetimi (KSY), işletmelerin ekonomik performanslarını sosyal sorumluluk ve çevresel yönetimle dengelemelerini sağlayan stratejik bir yaklaşım olarak ele alınmaktadır. KSY, 1970’lerden itibaren çevresel ve sosyal sorunların gündeme gelmesiyle gelişmiş, günümüzde ise rekabet avantajı ve uzun vadeli kurumsal başarı için kritik bir unsur haline gelmiştir. Kavramın teorik temelleri, Üçlü Bilanço (Triple Bottom…

  • |

    LİDERLİK LİTERATÜRÜNDEKİ KAVRAM KARMAŞASI: TEORİ-MODEL-TARZ AYRIMI ÇERÇEVESİNDE LİDERLİĞİN KATEGORİZE EDİLMESİ

    Liderlik çalışmaları ile ilgili literatür incelendiğinde; liderliğin alan olarak muazzam bir genişliğe ve derinliğe sahip olduğu gerçeğine ulaşılmakta ancak liderliğin ne olduğu, hangi kategorilere ayrıldığı, liderlik teorilerinin, liderlik modellerinin ve liderlik tarzlarının neler olduğu, teori, model ve tarz arasındaki farklılıkların
    kapsamı ve hangi liderlik kavramının hangi kategoride ele alınması gerektiği gibi içinden çıkılamayan sorunlarla karşılaşılmaktadır.
    Bu çalışmada; liderliğin bilimsel olarak ortaya çıktığı ilk teorilerden başlayarak, genel, bütünleşik,
    kapsayıcı liderlik teorisini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan günümüz araştırmalarına kadar gelinen süreç
    kronolojisinde (Özellikler Teorisi – Davranışsal Teoriler – Durumsallık Teorileri – Bütünleştirici Teoriler), teoriler ve bu teorilerle ilgili çalışmalarda ortaya çıkan modeller ve liderlik tarzları arasındaki kavram kargaşası
    netleştirilmeye ve liderlik literatüründeki kafa karışıklığı giderilmeye çalışılmaktadır.
    Çalışma, Davranışsal Teoriler olarak geliştirilen liderlik modelleri ve bu modellerin ortaya çıkardığı liderlik tarzları, Durumsallık Teorileri olarak geliştirilen liderlik modelleri ve bu modellerin ortaya çıkardığı
    liderlik tarzları ve Bütünleştirici Teoriler başlığı altında incelenen liderlik modelleri ve liderlik tarzları kapsamında teorik bir çerçeve sunmaktadır

  • |

    ÜNİVERSİTE YÖNETİM HİZMETLERİ ÖRGÜTÜ YÖNETİCİ KADROLARI İÇİN ATAMA-YÜKSELTME MODELİ ÖNERİSİ

    Çalışanların kariyer yolculuklarında yükselme haklarından mahrum kalmaları, yükselmelerin
    performans ve liyakate dayalı olmaması, şeffaf ve önceden tanımlı atama/yükseltme
    sistemlerinin olmaması yada uygulanmaması ve atama/yükseltmelerin nepotizme bağlı olarak
    gerçekleştirilmesi örgütsel bağlılığa darbe vuran önemli etkenlerdendir. Bilginin kuramcısı olan
    üniversitelerde de Yönetim Hizmetleri Örgütü çalışanları benzer durumlarla karşı karşıya
    kalmaktadır. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının yapılmaması, yapılan
    sınavlarda sadece şef ve daha alt kadrolara yükselme hakkı tanınması,
    yüksekokul/fakülte/meslek yüksekokulu sekreterliklerine ve daire başkanı/genel sekreter
    yardımcısı/genel sekreter kadrolarına lisans mezuniyeti olan ve gerekli hizmet yılı şartını
    sağlayan her personelin atanabilmesi, muvazaalı atamaların varlığı ve önlenememesi, bütün
    şube müdürlüğü kadroları dolu olduğu halde henüz görevde yükselme sınavı ile şube müdürü
    ataması yapılmamış üniversitelerin varlığı yükseköğretim alanında çalışan Yönetim Hizmetleri
    Örgütü personelini olumsuz etkilemektedir. Bu tür olumsuzlukların kurumlardaki iş
    verimliliğini olumsuz etkilediği ve personellerde motivasyon kaybı oluşturduğu yönetim
    biliminin bir gerçekliğidir. Diğer taraftan, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Kurumsal
    Dış Değerlendirme Akreditasyon ve İzleme Kılavuzu’nda, yükseköğretim kurumlarından insan
    kaynakları yönetimine ilişkin kuralların ve süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütülmesi, bu
    süreçlerin kurumda çalışan herkes tarafından bilinmesi, eğitim ve liyakatin öncelikli kriterler
    arasında yer alması ve yetkinliklerin arttırılmasının temel hedef olması gerektiği
    belirtilmektedir. Çalışmada, üniversite yönetim hizmetleri örgütü için sistemli bir atama
    yükseltme modeli geliştirilmeye çalışılmaktadır. Model, yürürlükteki mevzuata uygun olup,
    üniversite senatolarında karara bağlanabilecek yönergeler yada esaslarla uygulanabilecek
    şekildedir.

  • | |

    YÜKSEKÖĞRETİMDE KALİTEYE ULAŞMADA SİSTEMSEL BİR SORUNA ELEŞTİREL BAKIŞ: HER AKADEMİK YÜKSELMEDE YENİDEN ATANMA ZORUNLULUĞU

    Son yıllarda, akademik işe alım ve yükseltmelerle ilgili yayımlanan ilanlarda işe alınmak ya da yükseltilmek
    istenen personelin “akademik yetkinliğini” tanımlayan açıklamalara yönelik eleştiriler oldukça fazlalaşmıştır.
    Bu durum üniversitelerin toplum nezdindeki kurumsal itibarına gölge düşürmektedir. Bu olumsuz durumla
    birlikte, hak ettiği her akademik unvanda “ilk defa atanan bir akademisyenin yaşadığı tüm süreçleri” defalarca
    yeniden yaşayan akademisyenlerin maruz kaldıkları baskı, belirsizliğin getirdiği kaygılar, ekonomik kayıplar
    ve yaşanılan stres ise akademisyenlerin performansına ve üniversitelerin verimliliğine olumsuz etkilerde
    bulunabilmektedir. Bu çalışmada, mesleğe ilk girişten itibaren hak ettiği akademik unvanların kadrosunu
    alabilmek için her seferinde yeniden kadro ilan edilmek ve yeniden atanmak zorunda kalan (yada kadro ilan
    edilmediği için yükseldiği kadroya atanamayan) akademisyenlerin durumu yükseköğretimde kalite yönetimi
    ölçütleri ve eleştirel kuram çerçevesinde değerlendirilmekte, eleştirel kuramın hegomanya teorisi çerçevesinde
    yükselmelerin akademisyenler üzerinde kurulan bir hakimiyete dönüştüğü tespiti yapılmakta ve akademik
    yükseltme konusunun yol açtığı sorunlar irdelenmektedir. Çalışmada, üniversite kadrolarına bir kez atanan bir
    öğretim elemanının unvanı ne olursa olsun her akademik yükselmesinde, yükselme ile doğru orantılı, eş
    zamanlı ve sistematik olarak, herhangi bir uygun görme ya da ilan şartına gerek olmadan, yükseldiği kadroya
    atanması önerilmektedir.

  • | |

    İnsan Kaynakları Yönetiminin Örgütsel Performans Üzerindeki Etkileri ve Türkiye Kaynaklı Araştırmaların Betimsel İçerik Analizi

    Çalışmada, stratejik insan kaynakları yönetiminin örgütsel performans üzerindeki etkilerini ele alan Türkiye kaynaklı 31 tez ve 14 makale olmak üzere toplamda 45 araştırma bir nitel araştırma yöntemi olan betimsel içerik analiz yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma kapsamında makaleler için DergiPark ve TRDizin bilimsel veri tabanları, tezler için ise YÖK Tez Merkezi portalında bulunan yayınlar ele alınmıştır. Araştırmaya dâhil edilen tez ve makaleler altı bölümden oluşan bir çalışma sınıflandırma formuna işlenerek toplanmıştır. Bulguların raporlaştırılmasında grafiklerden ve yüzde ve frekans tablolarından yararlanılarak bulgular betimsel olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları, alanda yapılan çalışmaların tamamına yakınında nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığını, geriye kalan az bir kısmında ise karma yöntemlerin tercih edildiğini ve hiçbir araştırmanın nitel yöntemlerden yararlanmadığını göstermektedir. Bir diğer önemli bulgu ise insan kaynakları yönetiminin örgütsel performans üzerindeki etkisinin incelendiği çalışmalarda, İKY’nin örgütsel davranış konuları başta olmak üzere birçok konu ile ilişkili olduğunun görülmesidir.

  • |

    Neuromanagement Research: Bibliometric Mappingby Integrating Scopus and Web of Science Data

    Bu çalışma, sinirbilim ve örgüt biliminin kesiştiği noktada ortaya çıkan disiplinlerarası bir alan olan nöro-yönetimin kapsamlı bir bibliyometrik analizini sunmaktadır. Tek bir veri tabanına dayanan önceki çalışmaların aksine, buaraştırma R tabanlı Bibliometrix paketini kullanarak hem Web of Science hem de Scopus’tan 282 yayını birleştirmektedir. Bulgular, 2015 yılından sonra özellikle karar verme, liderlik, duygu, ERP, beyin…