| |

KURUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK YÖNETİMİ

Bu kitap bölümünde Kurumsal Sürdürülebilirlik Yönetimi (KSY), işletmelerin ekonomik performanslarını sosyal sorumluluk ve çevresel yönetimle dengelemelerini sağlayan stratejik bir yaklaşım olarak ele alınmaktadır. KSY, 1970’lerden itibaren çevresel ve sosyal sorunların gündeme gelmesiyle gelişmiş, günümüzde ise rekabet avantajı ve uzun vadeli kurumsal başarı için kritik bir unsur haline gelmiştir. Kavramın teorik temelleri, Üçlü Bilanço (Triple Bottom Line) yaklaşımı ve Paydaş Teorisi üzerine inşa edilmiştir. Bu çerçevede KSY, yalnızca hissedarlar için değil, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler ve toplum dahil tüm paydaşlar için değer yaratmayı hedeflemektedir.

Çalışmada KSY’nin temel ilkeleri; ekonomik sürdürülebilirlik (inovasyon, işbirliği, bilgi yönetimi, süreçler, satın alma ve raporlama), sosyal sürdürülebilirlik (çalışan gelişimi, çeşitlilik, paydaş katılımı), çevresel sürdürülebilirlik (karbon ayak izinin azaltılması, kaynak verimliliği, çevre yönetim sistemleri) ve kültürel faktörler (toplumsal ve kurumsal kültürün etkisi) kapsamında incelenmiştir. Ayrıca etik iş uygulamaları, uzun vadeli düşünme, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ve döngüsel ekonomi ilkeleri KSY’nin tamamlayıcı unsurları olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak KSY, işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerini kurumsal stratejilerine entegre etmelerini, paydaş beklentilerini karşılamalarını ve uzun vadeli rekabet avantajı elde etmelerini sağlayan çok boyutlu bir yönetim yaklaşımıdır.

Anahtar Kelimeler: kurumsal sürdürülebilirlik yönetimi, üçlü bilanço, paydaş teorisi, ekonomik sürdürülebilirlik, sosyal sürdürülebilirlik, çevresel sürdürülebilirlik, etik iş uygulamaları.

Cite/Alıntı: Taştan, N. S. (2025). Kurumsal sürdürülebilirlik yönetimi. In Ahmet Ferda ÇAKMAK & Halime GÖKTAŞ KULUALP (Ed.), Sürdürülebilirlik yönetim sistemleri (Bölüm 11, ss. 220–230). Gazi Kitabevi. ISBN: 978-625-365-829-8.

Similar Posts

  • | | |

    Yeni Kurumsal Kuram Argümanlarıyla Türk Yükseköğretim Sisteminde Kalite Yönetiminin Benimsenmesi Üzerine Teorik Model Çalışması

    Bu çalışma, keşif araştırmalarında teoriler geliştirmek için kullanılan kısmi en küçük kareler yapısal eşitlik modeli (PLS-SEM)
    kullanılarak, yükseköğretimde kalite yönetimi alanında son yıllarda meydana gelen dünya çapındaki gelişmeler karşısında Türk
    yükseköğretim sisteminde yaşanan benzer gelişmelerin analizine yönelik olarak kurumsal kuram paradigmaları ile teorik bir model
    keşfedebilmeyi amaçlamaktadır. Oluşturulan model ile Türk yükseköğretim sisteminde hangi çevresel baskı mekanizmalarının kalite
    yönetiminin benimsenmesine etki ettiği, yükseköğretim kurumlarının karar verme tarzlarında ne tür eğilimlerde bulunulduğu, kalite
    yönetiminin nasıl uygulandığı ve uygulama biçiminden hareketle kalite yönetiminin nasıl benimsendiği arasındaki teorik ilişki Türkiye
    bağlamında keşfedilmektedir. Kurulan yapısal eşitlik modelinin analizinde; zorlayıcı baskı mekanizmalarının endojen değişkenler
    üzerindeki etkisi istatistiki olarak anlamlı bulunmazken, öykünmeci baskı mekanizmalarının uyarak uygulama biçimi üzerinde negatif
    etkiye sahip olduğu (β= -0,286; T: 2,252), normatif baskı mekanizmalarının ise uyarak uygulama biçimi üzerinde pozitif etkiye sahip
    olduğu (β= 0,428; T: 3,952) ve her iki etkinin de istatistiki olarak anlamlı (P < 0,05) olduğu görülmüştür. Ayrıca, baskı mekanizmaları
    ile karar verme tarzı, karar verme tarzı ile uygulama biçimi ve uygulama biçimi ile karar verme tarzı arasında anlamlı istatistiki ilişki
    bulunamamıştır. Çalışma, kurumsal kuram literatürünü doğrulayıcı bir şekilde, Türk yükseköğretim sisteminde kalite yönetiminin
    normatif baskı mekanizmalarının etkileriyle normatif-törensel olarak benimsendiği sonucuna ulaşılan bir PLS-SEM yol modelini ortaya
    çıkarmaktadır.

  • | |

    Whistleblowing (Kavramsal İnceleme)

    Kitap bölümü, “ispiyonculuk”, “gammazlık”, “jurnalleme”, “ajanlık”, “muhbirlik” gibi birçok olumsuz anlamlı kelime ile ilişkilendirilmeye ve çağrıştırılmaya çalışılan Whistleblowing davranışının dünyadan ve Türkiye’den örneklerle son yasal düzenlemeler çerçevesinde kapsamlı bir analizini sunmaktadır. İnceleme; Whistleblowing Kavramı, Whistleblowingin Boyutsal Sınıflandırması, Whistleblowingi Etkileyen Faktörler, Whistleblowing Sürecinin Aşamaları, Dünyadan ve Türkiye’den Whistleblowing Vakaları, Whistleblowing ve Etik, Whistleblowing İle İlgili Yasal Düzenlemeler bölümlerini içermektedir. Sonuç kısmında ise, Türk Yönetim literatüründe Whistleblowing kavramının Türkçe karşılığı olarak “Etik Bildirim” teriminin kullanılması önerilmektedir.

  • | |

    YÜKSEKÖĞRETİMDE KALİTEYE ULAŞMADA SİSTEMSEL BİR SORUNA ELEŞTİREL BAKIŞ: YÖK VE ÜAK’IN YAPISINDA PAYDAŞLARIN TEMSİL EDİLMEMESİ

    Paydaş Katılımı yükseköğretimde kalite yönetimi açısından oldukça önemli konuların başında gelmektedir. Avrupa Yükseköğretim Alanında Kalite Güvencesi Standartları ve Yönergeleri dikkate alınarak hazırlanan YÖKAK Kurumsal Dış Değerlendirme ve Akreditasyon Ölçütleri’nin Liderlik, Yönetim ve Kalite başlıklı ilk bölümünde Paydaş Katılımı 4. Ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır. Ölçüte göre yükseköğretim kurumları iç ve dış paydaşlarının stratejik kararlara ve süreçlere…

  • | |

    Yönetim ve Organizasyon Araştırmaları İçin SmartPLS Uygulamalı PLS-SEM (Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modeli)

    Yönetim ve Organizasyon araştırmalarının en önemli analiz yöntemlerinden birisi olan Yapısal Eşitlik Modeline yeni bir bakış açısı getiren Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modeli (PLS-SEM) ölçüm ve yapısal teorisi hakkında temel bilgi sağlayan bu kitap, derinlemesine hiçbir istatistik bilgisine gerek duyulmadan PLS-SEM yönteminin nasıl uygulanacağını, PLS-SEM kullanarak yol modellerinin nasıl belirleneceğini ve tahmin edileceğini ve PLS-SEM analiz sonuçlarının nasıl değerlendirileceğini ele alan kavramsal bir çerçeve ortaya koymaktadır. Bu kavramsal çerçeve ise PLS-SEM analizlerinde en çok tercih edilen yazılım olan SmartPLS 3 kullanılarak Yönetim ve Organizasyon alanında örnek bir uygulamanın analizi ile desteklenmektedir.

  • |

    ÜNİVERSİTE İDARİ TEŞKİLATLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI

    Yükseköğretim kurumlarının Yönetim Örgütü (idari teşkilat) Genel Sekreterlik (bir Genel Sekreter ile en çok iki Genel Sekreter Yardımcısı), Daire Başkanlıkları (Yapı İşleri ve Teknik, Personel, Strateji, Öğrenci İşleri, Sağlık-Kültür ve Spor, Kütüphane ve Dokümantasyon, Bilgi İşlem, İdari ve Mali İşler Daire Başkanlıkları), Hukuk Müşavirliği, Hastane Başmüdürlüğü ve Fakülte/Enstitü/Yüksekokul/Meslek Yüksekokulu idari teşkilatlarından oluşmaktadır. 1983 yılında yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlarının İdari Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye göre Genel Sekreter, üniversite idari teşkilatının başıdır ve bu teşkilatın çalışmasından mali ve idari olarak üniversiteyi yönetmekle sorumlu olan İta Amiri olan Rektöre karşı sorumludur. 2003 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile İta Amirliği kaldırılmış, Harcama Yetkilisi tanımı çerçevesinde bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisi olarak belirlenmiştir. Bu gelişmelerle üniversitelerin idari teşkilatı, yöneticilerin yetkileri açısından yeniden dizayn edilmiştir. Buna göre; Dekanlıklar, Müdürlükler, Daire Başkanlıkları ve Genel Sekreterlik birimleri ayrı ayrı harcama birimlerine dönüşmüşlerdir. Yani Genel Sekreter, Daire Başkanları, Hukuk Müşaviri, Fakülte Dekanları ve Enstitü/Yüksekokul/Meslek Yüksekokulu Müdürleri kendi birimlerinin en üst yöneticisi sıfatıyla harcama yetkilisi olarak kanun karşısında sorumlu olmuşlardır. İlgili Kanunla Rektöre, tüm üniversitenin üst yöneticisi olarak sistemin işleyişi konusunda belirleme, gözetim ve denetim görev ve sorumluluğu verilirken Genel Sekreter ise tüm idari teşkilatın başı olmasına rağmen sadece Genel Sekreterlik biriminin bütçesinden sorumlu olmuştur. Yönetim Bilimi literatürüne göre gerek “örgütleme” gerekse “yürütme” fonksiyonlarının başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi yetkinin varlığına bağlıdır. Yetkiyi anlamlı kılan unsurlardan biri de şüphesiz ki güçtür. Bu çerçevede, 2003 yılında başlayan süreçle birlikte üniversite idari teşkilatlarındaki yapıda, mali olarak tam yetkili olan Daire Başkanlıkları ve Dekanlara tabi olan birim sekreterleri karşısında, Genel Sekreterlik koordinasyon görevi gören törensel bir konuma dönüşmüş, üniversitelerin idari teşkilat yapısı ise yetki ve güç orantısızlığı çerçevesinde çatışmaların yaşandığı hantal ve karmaşık bir yapı halini almıştır. Ayrıca, 5018 sayılı Kanun’un getirdiği zorunlulukların üniversitelerde uygulanmasıyla meydana gelen teşkilat yapılarındaki değişiklikler nedeniyle personelin verimli kullanılmasının engellendiği değerlendirilmektedir. Çalışmada, bu karmaşıklığı ve hantallığı ortadan kaldıracak şekilde küçülme odaklı yaklaşımlara (kademe azaltma, güçlendirme, yalın yönetim anlayışı, vb.) uygun olarak daha küçük ve esnek bir yönetim örgütü modeli önerilmektedir