| | |

NÖROPLASTİSİTE’NİN ETKİLERİ ÜZERİNE BİR EĞİTİM PROGRAMI ve YENİ BİR TEKNİK ÖNERİSİ: SÜPÜRME TEKNİĞİ

Nöroplastisite, insan beynindeki nöronların ve bunlar arasındaki bağlantı noktaları olan sinapsların uyaranlara bağlı olarak oluşturdukları işlevsel ve yapısal değişiklikler olarak tanımlanmaktadır. Çalışmada, nöroplastisite ile ilgili insanların farkındalıklarını artırmak ve nöroplastik gelişimlere bağlı olarak yaşam doyumlarının artmasını sağlamak için ve bu artışların örgüt psikolojisine ve hayatın diğer alanlarına etkilerinin tespit edilmesi için Nöroplastisite Farkındalık ve Gelişim Eğitim Programı (NFGEP) oluşturulmuş ve uygulanmıştır. Eğitim programı sayesinde bireyler öncelikle vücut yapılarının ve beyinlerinin nasıl çalıştığını öğrenmekte, örgüt psikolojisi, nöroplastisite, öğrenme ve hafıza teknikleri, bilinç/bilinçaltı ve bilinçaltı çalışmaları hakkında aldıkları bilgiler sonrasında eğitim programını uygulayabilecek seviyeye ulaşmaktadırlar. Eğitim programında, bireyler öncelikle bu teknik bilgilerle donatıldıktan sonra, Süpürme Tekniği, Hayatın Programlanması, Beynin Programlanması aşamalarını gerçekleştirerek eğitim programının amacına yani bilinçaltındaki olumsuz kayıtların etkisini nötrleme, kendisiyle barışma, programlanmış ve sağlıklı bir hayat yaşama şeklini benimsemiş bireyler olma amacına ulaşmaktadır. Süpürme Tekniği, yazar tarafından, insanların içinden çıkılamaz ya da tedavisi çok güç hale gelen psikolojik rahatsızlıklarla boğuşur hale gelmeden, fizyolojik olarak bedenlerinin, beyinlerinin farkına varmaları ve onlardan ne istendiğini bilerek ve bu isteklere cevap vererek hayatlarını sürdürmeyi öğrenmelerini sağlamak için bilinçaltını temizlemeyi sağlayan birçok yöntemden yararlanılarak oluşturulmuştur. Çalışmada, nöroplastisite farkındalık ve gelişimi doğrultusunda yaklaşık %125 oranında artış sağlandığı ve bu gelişimin son testten iki ay sonra yapılan izleme testinde de devam ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca Nöroplastisite Farkındalık ve Gelişim Ölçeğinden (NFGÖ) alınan puan arttıkça, yaşam doyumlarının da artmakta olduğu ve yaşam doyumlarındaki artışın %100 den fazla olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan bu eğitim programı ile bireylerin daha verimli, daha mutlu, daha huzurlu ve daha sağlıklı hayatlara ulaştıkları gözlemlenmiştir.

Cite / Alıntıla

Sabır Taştan, N. (2020). Nöroplastisite’nin Etkileri Üzerine Bir Eğitim Programı ve Yeni Bir Teknik Önerisi: Süpürme Tekniği. ODÜ Sosyal Bilimler Dergisi, 10(1), 228–251.

Similar Posts

  • |

    LİDERLİK LİTERATÜRÜNDEKİ KAVRAM KARMAŞASI: TEORİ-MODEL-TARZ AYRIMI ÇERÇEVESİNDE LİDERLİĞİN KATEGORİZE EDİLMESİ

    Liderlik çalışmaları ile ilgili literatür incelendiğinde; liderliğin alan olarak muazzam bir genişliğe ve derinliğe sahip olduğu gerçeğine ulaşılmakta ancak liderliğin ne olduğu, hangi kategorilere ayrıldığı, liderlik teorilerinin, liderlik modellerinin ve liderlik tarzlarının neler olduğu, teori, model ve tarz arasındaki farklılıkların
    kapsamı ve hangi liderlik kavramının hangi kategoride ele alınması gerektiği gibi içinden çıkılamayan sorunlarla karşılaşılmaktadır.
    Bu çalışmada; liderliğin bilimsel olarak ortaya çıktığı ilk teorilerden başlayarak, genel, bütünleşik,
    kapsayıcı liderlik teorisini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan günümüz araştırmalarına kadar gelinen süreç
    kronolojisinde (Özellikler Teorisi – Davranışsal Teoriler – Durumsallık Teorileri – Bütünleştirici Teoriler), teoriler ve bu teorilerle ilgili çalışmalarda ortaya çıkan modeller ve liderlik tarzları arasındaki kavram kargaşası
    netleştirilmeye ve liderlik literatüründeki kafa karışıklığı giderilmeye çalışılmaktadır.
    Çalışma, Davranışsal Teoriler olarak geliştirilen liderlik modelleri ve bu modellerin ortaya çıkardığı liderlik tarzları, Durumsallık Teorileri olarak geliştirilen liderlik modelleri ve bu modellerin ortaya çıkardığı
    liderlik tarzları ve Bütünleştirici Teoriler başlığı altında incelenen liderlik modelleri ve liderlik tarzları kapsamında teorik bir çerçeve sunmaktadır

  • |

    Harmonisation of Cooperative Legal Frameworks from Global Principles to National Regulations in the Context of Governance – Proceeding

    Bildiri, kooperatiflerin üyelerince sahip olunan ve yönetilen, ortak ihtiyaçları karşılamaya yönelik demokratik örgütler olduğunu vurgulamaktadır. Kooperatiflerin ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkısı; karşılıklı yardımlaşma, ortak yarar ve her üyenin yönetime eşit katılımı ilkelerine dayanmaktadır.

    Çalışmada, küreselleşme sürecinde ulusal kooperatif mevzuatının Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kooperatifler Birliği gibi kuruluşların geliştirdiği uluslararası standartlarla uyumlu hâle getirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Türkiye’de kooperatiflerin hukuki yapısının başlıca Türk Ticaret Kanunu ve 1969 tarihli Kooperatifler Kanunu tarafından düzenlendiği; mevcut sistemin dayanışmayı kâr maksimizasyonundan üstün tuttuğu belirtilmektedir.

    Bununla birlikte belge analizi, Türk kooperatif mevzuatının uluslararası standartlarla tam uyum sağlayamadığını göstermektedir. Özellikle çıkar çatışmaları, yönetişim yapılarındaki yetersizlikler ve denetçilerin ortaklar arasından genel kurul tarafından seçilmesinin denetim bağımsızlığını zayıflatması önemli sorunlar olarak öne çıkmaktadır. Sonuç olarak kooperatiflerin sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyümeye daha etkili katkı sunabilmesi için mevzuatın sürekli güncellenmesi, yönetişim yapılarının güçlendirilmesi ve denetim sisteminin daha bağımsız hâle getirilmesi önerilmektedir.

  • | |

    YÜKSEKÖĞRETİMDE KALİTEYE ULAŞMADA SİSTEMSEL BİR SORUNA ELEŞTİREL BAKIŞ: HER AKADEMİK YÜKSELMEDE YENİDEN ATANMA ZORUNLULUĞU

    Son yıllarda, akademik işe alım ve yükseltmelerle ilgili yayımlanan ilanlarda işe alınmak ya da yükseltilmek
    istenen personelin “akademik yetkinliğini” tanımlayan açıklamalara yönelik eleştiriler oldukça fazlalaşmıştır.
    Bu durum üniversitelerin toplum nezdindeki kurumsal itibarına gölge düşürmektedir. Bu olumsuz durumla
    birlikte, hak ettiği her akademik unvanda “ilk defa atanan bir akademisyenin yaşadığı tüm süreçleri” defalarca
    yeniden yaşayan akademisyenlerin maruz kaldıkları baskı, belirsizliğin getirdiği kaygılar, ekonomik kayıplar
    ve yaşanılan stres ise akademisyenlerin performansına ve üniversitelerin verimliliğine olumsuz etkilerde
    bulunabilmektedir. Bu çalışmada, mesleğe ilk girişten itibaren hak ettiği akademik unvanların kadrosunu
    alabilmek için her seferinde yeniden kadro ilan edilmek ve yeniden atanmak zorunda kalan (yada kadro ilan
    edilmediği için yükseldiği kadroya atanamayan) akademisyenlerin durumu yükseköğretimde kalite yönetimi
    ölçütleri ve eleştirel kuram çerçevesinde değerlendirilmekte, eleştirel kuramın hegomanya teorisi çerçevesinde
    yükselmelerin akademisyenler üzerinde kurulan bir hakimiyete dönüştüğü tespiti yapılmakta ve akademik
    yükseltme konusunun yol açtığı sorunlar irdelenmektedir. Çalışmada, üniversite kadrolarına bir kez atanan bir
    öğretim elemanının unvanı ne olursa olsun her akademik yükselmesinde, yükselme ile doğru orantılı, eş
    zamanlı ve sistematik olarak, herhangi bir uygun görme ya da ilan şartına gerek olmadan, yükseldiği kadroya
    atanması önerilmektedir.

  • | | | |

    Diffusion and Adoption of Quality Management in Turkish Higher Education

    Global developments in higher education have made quality management a fundamental tool of legitimacy. In parallel with the whole world, quality management has started to be institutionalized at the national level and the diffusion of quality management among higher education institutions has accelerated in the Turkish higher education system with the establishment of the Turkish Higher Education Quality Council (THEQC) in 2015. In the study, the diffusion of quality management in Turkish higher education institutions is discussed in detail and it is presented that quality management in higher education has spread throughout Türkiye as a dominant management style and paradigm. The successful studies of THEQC for the normative adoption of quality management are discussed and Opinions-Suggestions on the General Situation of the Turkish Higher Education System are provided in the study, in which the Theoretical Framework of Quality Management in Turkish Higher Education is discussed in detail. The study presents a general framework for the quality journey of Turkish higher education, which has come a long way in reaching world standards.

  • | | |

    Güncel Boyutlarıyla Liderlik

    Günümüzde ortaya atılan yeni liderlik teorileri pozitif örgütsel değişim ve sürdürülebilir performans için temel liderlik yetkinliklerine ve davranışsal gelişmelere oldukça önem vermektedir. Bir liderin etkili olma kapasitesinin nasıl geliştirileceği süreci akademisyenler arasında sürekliliği olan bir tartışma konusudur. Araştırmalar, dinamik, karmaşık ve zorlu ortamlarda liderlerin becerilerini giderek artan bir şekilde sürekli geliştirmeleri gerektiğini öne sürmektedir. Liderlik becerilerinin neler olduğu konusunda yaygın bir fikir birliği vardır ve bu konuda birçok kaynakta benzer özellikler sıralanmaktadır.

    Literatürde liderlik becerileri genel olarak “Hard Leadership Skills” ve “Soft Leadership Skills” olarak iki ayrı kategoride değerlendirilmektedir. Hard Leadership Skills’in Türkçe kavramsal karşılığı Teknik Liderlik Becerileri’dir. Bu beceriler genellikle üniversitelerin “işletme” bölümü eğitimlerinde kazanılan ölçülebilir becerilerdir. Ortalama bir işletme mezununun, mezuniyeti ile birlikte bu becerileri kazandığı varsayılmaktadır. Soft Leadership Skills’in Türkçe kavramsal karşılığı ise Sosyal ya da Davranışsal Liderlik Becerileri’dir. Özellikle son yıllarda oldukça ön planda olan bu beceriler gün geçtikçe insan odaklı bir anlayış benimsenmeye başlayan profesyonel hayatta liderlerin olmazsa olmaz becerileri olarak karşımıza çıkmaktadır. Artık eski zamanlarda olduğu gibi sert, otoriter, anlayışsız ve disipline gereğinden fazla önem veren liderlerin günümüz profesyonel çalışma hayatında başarılı olmaları mümkün değildir.

    Kitapta, liderliği okuyucuya tüm yönleriyle sunabilmek için öncelikle liderlik teorileri, örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık konularında kavramsal bilgi verilmekte, daha sonra küresel bir anlayışla liderliğin önemi vurgulanmakta ve sonraki her bölümde bir davranışsal liderlik becerisi ile ilgili kavramsal ve uygulamaya dönük bilgi sağlanmaktadır.

  • | |

    Kalite Yöneticilerinin Gözünden Yükseköğretimde Kalite Çalışmalarının Nedenleri

    Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK), Türkiye’nin yükseköğretim alanındaki ulusal kalite güvence ajansıdır. 2015 yılında kurulan YÖKAK, yükseköğretim kurumlarının dış değerlendirmesini yapmak, akreditasyon kurumlarının yetkilendirme ve tanıma süreçlerini koordine etmek ve Kalite Güvencesi kültürünün yükseköğretim kurumlarında içselleştirilmesini ve yayılmasını sağlamakla sorumludur. Çalışmada, yükseköğretim kurumlarında kalite yönetiminin uygulanmasından sorumlu en üst düzey yöneticilerin YÖKAK’ın ve görev yaptıkları kurumun…