|

OTOMOTİV SEKTÖRÜ 2017-2023: KÜRESEL BİR ANALİZ VE TÜRKİYE

Otomotiv endüstrisi, küresel ekonomide kritik bir rol oynamaktadır. Çalışmada, 2017 yılından itibaren otomotiv sektörünün karşılaştığı temel değişiklikler ve zorluklar araştırılarak, bunların hem küresel piyasa hem de Türk otomotiv endüstrisi için etkileri analiz edilmektedir. Çalışmada nitel analiz yöntemlerinden doküman analiz yöntemi kullanılarak Forbes Global 2000 Dünyanın En Büyük Şirketleri listesindeki otomotiv firmalarının durumu değerlendirilmekte, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 yılları Otomotiv Sanayi Derneği Otomotiv Sanayii Küresel Değerlendirme Raporları analiz edilerek sektörün genel durumu resmedilmekte ve Türkiye’nin belirtilen zaman aralığındaki otomotiv üretimi, dünya ülkeleri arasındaki yeri ve iç pazar satışları incelenerek 2016 yılı verileri ile karşılaştırılmaktadır. Çalışmada, özellikle COVİD 19 salgını ile birlikte dünya genelinde alınan önlemler ve diğer kısıtlamalar karşısında, bütün sektörlerde olduğu gibi otomotiv sektöründe de bir durgunluk ve gerileme yaşandığı, 2022 yılı Forbes Global 2000 listesinin ilk 200 sıralamasında 10 otomotiv firması bulunduğu, Toyota’nın listedeki ilk otomotiv firması olarak yerini koruduğu, Toyota’yı sırası ile Volkswagen Grup, Daimler, Ford Motor ve BMW Grup’un takip ettiği; Türkiye’nin yerli markası TOGG ile elektrikli otomobil pazarına hızlı bir giriş yapmak istediği, dünyanın en büyük ekonomileri arasında 2022 yılında 19. sıraya gerilediği ve dünya sıralamasındaki gerilemesine rağmen otomotiv üreten ülkeler sıralamasında 13. sıraya yükseldiği, artan üretimin 2022 yılı satış verilerine göre iç pazar satışlarına yansıdığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

The automotive industry plays a crucial role in the global economy. This study examines the main changes and challenges facing the automotive industry since 2017 and analyses their impact on both the global market and the Turkish automotive industry. Using the document analysis method, one of the qualitative analysis methods, the study evaluates the status of automotive companies in the Forbes Global 2000 World’s Largest Companies list and analyzes the Automotive Industry Association’s Automotive Industry Global Assessment Reports for 2017, 2018, 2019, 2020, 2021. In addition, the study compares Turkey’s automotive production, ranking among global countries, and domestic market sales in the specified period with 2016 data. The study states that there is stagnation and decline in the automotive sector, as in all sectors, especially in the face of the measures and other restrictions taken worldwide with the COVID-19 outbreak. And also states that there are 10 automotive companies in the top 200 of the Forbes Global 2000 list for 2022, Toyota maintains its place as the first automotive company in the list, Volkswagen Group, Daimler, Ford Motor and BMW Group follows Toyota. In addition, Türkiye’s is set to make a rapid entry into the electric car market with its domestic brand TOGG states. In 2022, Turkey ranked 19th among the world’s largest economies, and despite its decline in the global rankings, it has risen to 13th among automobile producing countries, and the increase in production is reflected in domestic market sales according to 2022 sales data.

Cite: Sabır Taştan, N. & Taştan, K. (2023). OTOMOTİV SEKTÖRÜ 2017-2023: KÜRESEL BİR ANALİZ VE TÜRKİYE . Stratejik Yönetim Araştırmaları Dergisi , 6 (2) , 120-143 . DOI: 10.54993/syad.1326969

Similar Posts

  • | |

    Bibliyometrik Analiz Yöntemi ile Örgüt Kuramına İlişkin Genel Bir Değerlendirme

    Çalışmada, örgütlerin fonksiyonlarını ve faaliyet gösterdikleri çevreyi nasıl etkilediklerini ve bu çevreden nasıl etkilendiklerini inceleyen bir araştırma alanı olan örgüt kuramının gelişiminin sistematik olarak incelenmesi ve bibliyometrik analiz yöntemiyle değerlendirilmesi amaçlamıştır. Durum çalışması modelinin kullanıldığı çalışmada, Scopus veri tabanından elde edilen örgüt kuramı alanındaki yayınların bibliyometrik analizi gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, örgüt kuramı alanındaki bilimsel yayınların sayısı, dili, türü, yayınlandığı kaynak eseri, yazarların kurumları, ülkeler, yayınların aldığı atıflar ve anahtar kelimeler bibliyometrik analiz çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmanın bulgularından, dünya genelinde örgüt kuramı üzerine 1941-2022 yılları arasında Scopus veri tabanında taranan toplam 2716 yayın yapıldığı, bu yayınların dilinin genel olarak İngilizce olduğu ve yayın yapılan belge türünün genel olarak (%73) makale olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Scopus veri tabanında taranan örgüt kuramı alanındaki Türkiye kaynaklı yayınlar ise oldukça sınırlı düzeydedir. Örgüt kuramı alanındaki bilimsel yayınların anahtar kelimelerinin sosyal ağ analizinde ise alandaki bilimsel yayınların 12 küme altında gruplandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışmanın bibliyometrik analiz bulgularının (yayın ve atıf sayısı) örgüt kuramının tarihsel gelişimi ile paralellik gösterdiği değerlendirilmektedir.

  • | | |

    UZAKTAN ÇALIŞMA ÖRGÜTLENMESİ

    Küresel Covid-19 pandemisi, neredeyse tüm örgütlerin hızlı ve
    beklenmedik bir şekilde uzaktan çalışmaya yönelmesine neden olmuştur.
    Gelecek yıllarda da örgütlerin pandemi öncesi temel seviyelerine göre
    uzaktan çalışmada bir artış yaşayacağı ve uzaktan çalışmayı yönetmenin ve
    örgütlemenin örgütlerin karşılaşacağı en büyük zorluklardan olacağı tahmin
    edilmektedir. Bu yeni durum karşısında, örgütler, “Tamamen Uzaktan”,
    “Kısmen Uzaktan” ve “Hibrit Uzaktan” çalışma modellerinden kendileri için
    uygun olan çalışma modelini belirleyerek uzaktan çalışmayı nasıl
    örgütleyeceklerine karar vermeli, iletişim/ekip stratejilerini belirlemeli ve
    uzaktan çalışmanın örgütlenmesinde hangi politika ve uygulamaların gözden
    geçirilmesi gerektiğini ele almalıdır. Bilinçli olarak kendilerini uzaktan
    çalışmaya hazırlayan örgütler, kendilerine uygun geliştirilmiş politikalar ve
    yönetim uygulamaları ile rekabet avantajı sağlayabileceklerdir. Uzaktan
    çalışmanın örgütlenmesinde; çalışan hakları, iş yükü ve performans
    standartları, yasal koruma durumu, sağlık ve güvenlik, eğitime erişim, vb.
    bütün konularda ofiste çalışma ile aynı yükümlülüklerin geçerli olduğu
    unutulmamalıdır.

  • | |

    Artificial Intelligence in Higher Education: A Bibliometric and Science-Mapping Analysis from an Institutional and Management Perspective

    Bu çalışma, yükseköğretimde yapay zekâ araştırmalarını kurumsal ve yönetim perspektifinden inceleyen kapsamlı bir bibliyometrik ve bilim haritalama analizidir. Web of Science ve Scopus veritabanlarından elde edilen 52.270 makale ve derleme, 1959–2025 yılları arasındaki gelişmeleri ortaya koymaktadır. Bulgular, 1991–2017 arasında durağan bir dönem, 2018–2023 arasında düzenli büyüme ve 2024 sonrası üretken yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasıyla patlama yaşandığını göstermektedir. Çin yayın hacminde önde gelirken, ABD atıf etkisinde liderdir; Fransa gibi ülkeler az sayıda fakat yüksek etki değerine sahip çalışmalarla entelektüel merkezler oluşturmuştur. Tematik analizler, öğretim teknolojilerinden veri odaklı çalışmalara doğru bir kayma olduğunu ortaya koymaktadır. Neo‑kurumsalcı teori çerçevesinde, yapay zekâ benimsemesi teknik uyumun ötesinde meşruiyet arayışı ve örgütsel dönüşüm süreci olarak değerlendirilmiştir. Çalışma, yapay zekânın yükseköğretimde stratejik yönetim ve yönetişim boyutlarını vurgulamaktadır.

  • | |

    Üniversitelerin Kalite Süreçleri Hakkında Öneriler

    Çalışma, üniversitelerin YÖKAK kurumsal akreditasyon süreçlerinde yalnızca rapor hazırlamaya değil, izleme, iyileştirme ve kanıta dayalı bütünleşik bir kalite yönetim sistemi kurmaya odaklanmaları gerektiğini savunmaktadır. Tam akreditasyon için süreçlerin kurum genelinde uygulanması, düzenli olarak izlenmesi, iyileştirilmesi ve PUKÖ döngüsünün kapatıldığının belgelenmesi temel gereklilikler olarak öne çıkarılmaktadır.

    Bu kapsamda; öğrenme ve öğretme merkezi ile bilimsel yayın destek birimi kurulması, uzman personelden oluşan güçlü bir kalite birimi oluşturulması, program akreditasyonlarının ve yönetim sistemi sertifikalarının yaygınlaştırılması, entegre kalite yazılımı kullanılması, paydaş katılımının karar süreçlerine yansıtılması, şikâyet ve öneri mekanizmalarının sistemleştirilmesi, liderlik yetkinliklerinin geliştirilmesi ve yapılan tüm iyileştirmelerin kanıtlarla izlenmesi önerilmektedir. Çalışmanın temel sonucu, üniversitelerde kalite güvencesinin parçalı uygulamalarla değil, tüm birimleri ve süreçleri kapsayan kurumsal bir sistem olarak yönetilmesi gerektiğidir.

  • |

    Outsourcing (Dış Kaynak Kullanımı)

    Kitap bölümü, dış kaynak kullanımını işletmelerin bazı faaliyetlerini, süreçlerini veya hizmetlerini uzman dış tedarikçilere devretmesi olarak ele almaktadır. Temel amaç; maliyetleri azaltmak, uzmanlığa erişmek, esnekliği artırmak ve işletmenin kendi temel yetkinliklerine odaklanmasını sağlamaktır. Bununla birlikte dış kaynak kullanımı yalnızca maliyet odaklı bir karar değil; faaliyetlerin stratejik önemi, işletmenin göreli yetenek düzeyi, tedarikçiye bağımlılık ve rekabet avantajı üzerindeki etkiler birlikte değerlendirilmelidir.

    Bölümde dış kaynak kullanım türleri, yerel ve uluslararası tedarik seçenekleri ile Quinn–Hilmer, Venkatesan, Olsen–Ellram ve McIvor gibi karar modelleri açıklanmaktadır. Karar sürecinde önce faaliyetin işletme için kritik olup olmadığı, ardından işletmenin bu faaliyetteki yeterliliği ve uygun tedarikçi seçenekleri analiz edilmelidir. Dış kaynak kullanımı maliyet, hız, uzmanlık ve odaklanma avantajları sağlayabilir; ancak kontrol kaybı, bilgi sızıntısı, tedarikçiye aşırı bağımlılık, kalite sorunları ve temel yeteneklerin zayıflaması gibi riskler de taşır. Sonuç olarak başarılı bir dış kaynak kullanımı için kararın işletme stratejisiyle uyumlu olması, performansın sürekli ölçülmesi ve tedarikçi ilişkisinin etkin biçimde yönetilmesi gerekir.

  • |

    ÜNİVERSİTE YÖNETİM HİZMETLERİ ÖRGÜTÜ YÖNETİCİ KADROLARI İÇİN ATAMA-YÜKSELTME MODELİ ÖNERİSİ

    Çalışanların kariyer yolculuklarında yükselme haklarından mahrum kalmaları, yükselmelerin
    performans ve liyakate dayalı olmaması, şeffaf ve önceden tanımlı atama/yükseltme
    sistemlerinin olmaması yada uygulanmaması ve atama/yükseltmelerin nepotizme bağlı olarak
    gerçekleştirilmesi örgütsel bağlılığa darbe vuran önemli etkenlerdendir. Bilginin kuramcısı olan
    üniversitelerde de Yönetim Hizmetleri Örgütü çalışanları benzer durumlarla karşı karşıya
    kalmaktadır. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının yapılmaması, yapılan
    sınavlarda sadece şef ve daha alt kadrolara yükselme hakkı tanınması,
    yüksekokul/fakülte/meslek yüksekokulu sekreterliklerine ve daire başkanı/genel sekreter
    yardımcısı/genel sekreter kadrolarına lisans mezuniyeti olan ve gerekli hizmet yılı şartını
    sağlayan her personelin atanabilmesi, muvazaalı atamaların varlığı ve önlenememesi, bütün
    şube müdürlüğü kadroları dolu olduğu halde henüz görevde yükselme sınavı ile şube müdürü
    ataması yapılmamış üniversitelerin varlığı yükseköğretim alanında çalışan Yönetim Hizmetleri
    Örgütü personelini olumsuz etkilemektedir. Bu tür olumsuzlukların kurumlardaki iş
    verimliliğini olumsuz etkilediği ve personellerde motivasyon kaybı oluşturduğu yönetim
    biliminin bir gerçekliğidir. Diğer taraftan, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Kurumsal
    Dış Değerlendirme Akreditasyon ve İzleme Kılavuzu’nda, yükseköğretim kurumlarından insan
    kaynakları yönetimine ilişkin kuralların ve süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütülmesi, bu
    süreçlerin kurumda çalışan herkes tarafından bilinmesi, eğitim ve liyakatin öncelikli kriterler
    arasında yer alması ve yetkinliklerin arttırılmasının temel hedef olması gerektiği
    belirtilmektedir. Çalışmada, üniversite yönetim hizmetleri örgütü için sistemli bir atama
    yükseltme modeli geliştirilmeye çalışılmaktadır. Model, yürürlükteki mevzuata uygun olup,
    üniversite senatolarında karara bağlanabilecek yönergeler yada esaslarla uygulanabilecek
    şekildedir.