|

Outsourcing (Dış Kaynak Kullanımı)

Kitap bölümü, dış kaynak kullanımını işletmelerin bazı faaliyetlerini, süreçlerini veya hizmetlerini uzman dış tedarikçilere devretmesi olarak ele almaktadır. Temel amaç; maliyetleri azaltmak, uzmanlığa erişmek, esnekliği artırmak ve işletmenin kendi temel yetkinliklerine odaklanmasını sağlamaktır. Bununla birlikte dış kaynak kullanımı yalnızca maliyet odaklı bir karar değil; faaliyetlerin stratejik önemi, işletmenin göreli yetenek düzeyi, tedarikçiye bağımlılık ve rekabet avantajı üzerindeki etkiler birlikte değerlendirilmelidir.

Bölümde dış kaynak kullanım türleri, yerel ve uluslararası tedarik seçenekleri ile Quinn–Hilmer, Venkatesan, Olsen–Ellram ve McIvor gibi karar modelleri açıklanmaktadır. Karar sürecinde önce faaliyetin işletme için kritik olup olmadığı, ardından işletmenin bu faaliyetteki yeterliliği ve uygun tedarikçi seçenekleri analiz edilmelidir. Dış kaynak kullanımı maliyet, hız, uzmanlık ve odaklanma avantajları sağlayabilir; ancak kontrol kaybı, bilgi sızıntısı, tedarikçiye aşırı bağımlılık, kalite sorunları ve temel yeteneklerin zayıflaması gibi riskler de taşır. Sonuç olarak başarılı bir dış kaynak kullanımı için kararın işletme stratejisiyle uyumlu olması, performansın sürekli ölçülmesi ve tedarikçi ilişkisinin etkin biçimde yönetilmesi gerekir.

Cite/Alıntı: Sabır Taştan, N., & Taştan, K. (2022). Outsourcing (dış kaynak kullanımı). In A. F. Çakmak & İ. Uncuoğlu Yolcu (Eds.), İşletme ekosisteminde dönüşüm (ss. 229–259). Nobel Akademik Yayıncılık.

Similar Posts

  • | |

    YÜKSEKÖĞRETİMDE KALİTEYE ULAŞMADA SİSTEMSEL BİR SORUNA ELEŞTİREL BAKIŞ: YÖK VE ÜAK’IN YAPISINDA PAYDAŞLARIN TEMSİL EDİLMEMESİ

    Paydaş Katılımı yükseköğretimde kalite yönetimi açısından oldukça önemli konuların başında gelmektedir. Avrupa Yükseköğretim Alanında Kalite Güvencesi Standartları ve Yönergeleri dikkate alınarak hazırlanan YÖKAK Kurumsal Dış Değerlendirme ve Akreditasyon Ölçütleri’nin Liderlik, Yönetim ve Kalite başlıklı ilk bölümünde Paydaş Katılımı 4. Ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır. Ölçüte göre yükseköğretim kurumları iç ve dış paydaşlarının stratejik kararlara ve süreçlere…

  • |

    ÜNİVERSİTE İDARİ TEŞKİLATLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI

    Yükseköğretim kurumlarının Yönetim Örgütü (idari teşkilat) Genel Sekreterlik (bir Genel Sekreter ile en çok iki Genel Sekreter Yardımcısı), Daire Başkanlıkları (Yapı İşleri ve Teknik, Personel, Strateji, Öğrenci İşleri, Sağlık-Kültür ve Spor, Kütüphane ve Dokümantasyon, Bilgi İşlem, İdari ve Mali İşler Daire Başkanlıkları), Hukuk Müşavirliği, Hastane Başmüdürlüğü ve Fakülte/Enstitü/Yüksekokul/Meslek Yüksekokulu idari teşkilatlarından oluşmaktadır. 1983 yılında yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlarının İdari Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye göre Genel Sekreter, üniversite idari teşkilatının başıdır ve bu teşkilatın çalışmasından mali ve idari olarak üniversiteyi yönetmekle sorumlu olan İta Amiri olan Rektöre karşı sorumludur. 2003 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile İta Amirliği kaldırılmış, Harcama Yetkilisi tanımı çerçevesinde bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisi olarak belirlenmiştir. Bu gelişmelerle üniversitelerin idari teşkilatı, yöneticilerin yetkileri açısından yeniden dizayn edilmiştir. Buna göre; Dekanlıklar, Müdürlükler, Daire Başkanlıkları ve Genel Sekreterlik birimleri ayrı ayrı harcama birimlerine dönüşmüşlerdir. Yani Genel Sekreter, Daire Başkanları, Hukuk Müşaviri, Fakülte Dekanları ve Enstitü/Yüksekokul/Meslek Yüksekokulu Müdürleri kendi birimlerinin en üst yöneticisi sıfatıyla harcama yetkilisi olarak kanun karşısında sorumlu olmuşlardır. İlgili Kanunla Rektöre, tüm üniversitenin üst yöneticisi olarak sistemin işleyişi konusunda belirleme, gözetim ve denetim görev ve sorumluluğu verilirken Genel Sekreter ise tüm idari teşkilatın başı olmasına rağmen sadece Genel Sekreterlik biriminin bütçesinden sorumlu olmuştur. Yönetim Bilimi literatürüne göre gerek “örgütleme” gerekse “yürütme” fonksiyonlarının başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi yetkinin varlığına bağlıdır. Yetkiyi anlamlı kılan unsurlardan biri de şüphesiz ki güçtür. Bu çerçevede, 2003 yılında başlayan süreçle birlikte üniversite idari teşkilatlarındaki yapıda, mali olarak tam yetkili olan Daire Başkanlıkları ve Dekanlara tabi olan birim sekreterleri karşısında, Genel Sekreterlik koordinasyon görevi gören törensel bir konuma dönüşmüş, üniversitelerin idari teşkilat yapısı ise yetki ve güç orantısızlığı çerçevesinde çatışmaların yaşandığı hantal ve karmaşık bir yapı halini almıştır. Ayrıca, 5018 sayılı Kanun’un getirdiği zorunlulukların üniversitelerde uygulanmasıyla meydana gelen teşkilat yapılarındaki değişiklikler nedeniyle personelin verimli kullanılmasının engellendiği değerlendirilmektedir. Çalışmada, bu karmaşıklığı ve hantallığı ortadan kaldıracak şekilde küçülme odaklı yaklaşımlara (kademe azaltma, güçlendirme, yalın yönetim anlayışı, vb.) uygun olarak daha küçük ve esnek bir yönetim örgütü modeli önerilmektedir

  • |

    AVRUPA STANDARTLARINA UYUM YOLUNDA YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU’NUN TÜRK YÜKSEKÖĞRETİMİNE KAZANDIRDIKLARI

    Yükseköğretim alanında Türkiye’nin ulusal kalite güvence ajansı olarak 2015 yılında YÖK
    bünyesinde kurulan Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK), 2017 yılında bağımsız tüzel
    kişiliği ve bütçesi olan bir kurum olarak yapılanarak Türk Yükseköğretim sisteminde üçüncü
    üst kuruluş olmuştur. Kuruluşundan bugüne YÖKAK; yükseköğretim kurumları tarafından
    Kurum İç Değerlendirme Raporlarının her yıl düzenli olarak yazılmasını ve kamuoyu ile
    paylaşılmasını kurallı hale getirmiş, Kurumsal Dış Değerlendirme Programları ile mezun
    vermiş bütün yükseköğretim kurumlarının kurumsal dış değerlendirmelerini gerçekleştirmiş,
    Mentörlük Programı ile kurumsal dış değerlendirme geçiren yükseköğretim kurumlarına destek
    sağlamış, ilk kurumsal dış değerlendirme sürecini geçiren üniversiteler için İzleme
    Programlarını yürütmüş ve kurumsal dış değerlendirmenin aşamalı olarak sona ermesi ile kalite
    güvence sisteminin sistematik olarak kurulduğunu belgeleyebilmek için Kurumsal
    Akreditasyon Programını başlatmıştır. Yükseköğretim kurumlarının geneli için yürütülen bu
    faaliyetlere ek olarak YÖKAK, İngilizce Hazırlık Okulları için harici bir dış değerlendirme
    süreci gerçekleştirmiş, İhtisaslaşma ve Misyon Farklılaşması Projesi kapsamındaki
    üniversiteler için ek performans göstergeleri geliştirmiş ve yükseköğretim alanındaki bağımsız
    akreditasyon kuruluşlarının yetkilendirilmesini ve tanınmasını sağlayan mekanizmalar tesis
    etmiştir. YÖKAK’ın süreç içerisindeki en önemli başarılarından birisi ise gönüllü
    değerlendiricilerin sisteme dahil edilmesi ve öğrenci değerlendiricilerin değerlendirme
    sistemindeki gün geçtikçe artan rolleri olmuştur. YÖKAK, Avrupa Yükseköğrenim Alanında
    Kalite Güvencesi Standartları ve Yönergeleri’nde belirtilen “Dış Kalite Güvencesi İçin
    Standartlar ve Yönergeler” ve “Kalite Güvencesi Ajansları İçin Standartlar ve Yönergeler”
    bölümlerinde belirtilen 14 standarttan 9’una tam uyum, 5’ine ise kısmi uyum sağlayarak çok
    kısa sürede üstün bir gelişim göstermiştir. Bundan sonraki süreçte, paydaş katılımının tam
    olarak sağlanması, tam zamanlı personel politikaları, operasyonel bağımsızlık ve iç kalite güvencesi konularındaki iyileştirme odaklı yaklaşımlarla Türk yükseköğretiminin Avrupa standartlarına tam uyumu YÖKAK vasıtasıyla gerçekleşebilecektir

  • | |

    SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK YÖNETİM SİSTEMLERİ

    Bu kitap bölümünde Sürdürülebilirlik Yönetim Sistemleri (SYS), kuruluşların çevresel, sosyal ve ekonomik boyutları stratejik süreçlerine entegre etmelerini sağlayan kritik yönetim çerçeveleri olarak ele alınmaktadır. SYS, yalnızca yasal uyumun sağlanmasına değil, aynı zamanda kurumsal itibarın güçlendirilmesine, paydaş güveninin artırılmasına ve uzun vadeli rekabet avantajının elde edilmesine katkıda bulunmaktadır. Çalışmada SYS’nin önemi; uyumluluk, operasyonel verimlilik, risk yönetimi…

  • |

    YÖNETİMDE YAPAY ZEKANIN GELECEĞİ

    İnsanların dünyayı nasıl algıladığını ve ona nasıl tepki verdiğini taklit ederek insan yeteneklerini
    geliştirmek ve katkı sağlamak amacını güden yapay zekanın işletmelerde kullanımının giderek
    yaygınlaşmaya başladığı günümüzde, yöneticilerin yapay zekanın gelişimine katkı sağlaması yapay
    zekanın geleceği ile ilgili oldukça önemli bir konu haline gelmiştir. Şirketlerin yapay zekayı genellikle
    bilgi teknolojileri alanında kullandıkları göz önüne alındığında, tüm süreçlere hakim etkin iş
    liderlerinin yapay zeka konusunda eğitimli olmaları, yapay zeka uygulamalarını tüm işlere yaymak ve
    yapay zeka ekosistemini kurmak için gayret göstermeleri ve yapay zekanın uygulanmasına ve
    geliştirilmesine liderlik etmeleri gerekmektedir. Çalışmada, yönetim bilimi çerçevesinde işletmelerde
    yapay zekanın uygulama alanları, yöneticilerin sorumlulukları ve yapılması gerekenler hakkında
    kavramsal bilgi sağlanmakta ve farkındalık oluşturulmaya çalışılmaktadır.

  • | |

    Kalite Yöneticilerinin Gözünden Yükseköğretimde Kalite Çalışmalarının Nedenleri

    Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK), Türkiye’nin yükseköğretim alanındaki ulusal kalite güvence ajansıdır. 2015 yılında kurulan YÖKAK, yükseköğretim kurumlarının dış değerlendirmesini yapmak, akreditasyon kurumlarının yetkilendirme ve tanıma süreçlerini koordine etmek ve Kalite Güvencesi kültürünün yükseköğretim kurumlarında içselleştirilmesini ve yayılmasını sağlamakla sorumludur. Çalışmada, yükseköğretim kurumlarında kalite yönetiminin uygulanmasından sorumlu en üst düzey yöneticilerin YÖKAK’ın ve görev yaptıkları kurumun…