Kurumsal Ayrışma

  • | |

    Institutional Decoupling in Emerging Markets: The AuditParadox and Digitalisation Gap in Turkish Cooperatives

    Bu çalışma, Türkiye’de kooperatif yönetişiminde kurumsal ayrışmayı; kooperatif mevzuatının küresel yönetişim ilkeleriyle biçimsel uyumu ile uygulamadaki işlevsel yetersizlikler arasındaki boşluğa odaklanarak incelemektedir. Nitel doküman analizi kullanılarak ulusal mevzuat ve güncel politika belgeleri (2025–2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı ve Özel İhtisas Komisyonu Raporu dâhil) ile uluslararası standartlar (ICA ilkeleri ve ILO 193 No’lu Tavsiye Kararı) karşılaştırılmıştır. Bulgular, Yeni Kurumsal Kuram’daki izomorfik baskılarla uyumlu biçimde uluslararası normlarla güçlü bir de jure yakınsama olduğunu; buna karşın denetim ve dijitalleşme mekanizmalarında süreklilik arz eden bir de facto sapma bulunduğunu göstermektedir. Bu makro–mikro paradoksla tutarlı olarak, nominal GSYH’ye göre dünyada 17. sırada yer alan Türkiye, mutlak ciroya göre WCM Top 300 listesinde yer alan bir kooperatife sahip değildir; ciro/kişi başı GSYH sıralamasında ise yalnızca bir kooperatif (Trakya Birlik, 272. sıra) yer almaktadır. Vekâlet Kuramı perspektifinden, üyeler arasından seçilen iç denetim organlarının çoğu zaman mesleki yeterlikten yoksun olması gözetimi ve hesap verebilirliği zayıflatmakta ve bu durum bir “denetim paradoksu” üretmektedir. Ayrıca yavaş dijitalleşme (örn. KOOPBİS) ve bürokratik parçalanma “dijitalleşme açığı”nı pekiştirmektedir. Makale, Türkiye’nin kooperatifçilik alanında demokratik katılımı korurken denetimi profesyonelleştiren ve parçalı yapıyı dijital olarak desteklenen bütüncül bir gözetim rejiminde birleştiren yönetişim reformlarına ihtiyaç duyulduğunu ileri sürmektedir.