|

ÜNİVERSİTE İDARİ TEŞKİLATLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI

Yükseköğretim kurumlarının Yönetim Örgütü (idari teşkilat) Genel Sekreterlik (bir Genel Sekreter ile en çok iki Genel Sekreter Yardımcısı), Daire Başkanlıkları (Yapı İşleri ve Teknik, Personel, Strateji, Öğrenci İşleri, Sağlık-Kültür ve Spor, Kütüphane ve Dokümantasyon, Bilgi İşlem, İdari ve Mali İşler Daire Başkanlıkları), Hukuk Müşavirliği, Hastane Başmüdürlüğü ve Fakülte/Enstitü/Yüksekokul/Meslek Yüksekokulu idari teşkilatlarından oluşmaktadır. 1983 yılında yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlarının İdari Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye göre Genel Sekreter, üniversite idari teşkilatının başıdır ve bu teşkilatın çalışmasından mali ve idari olarak üniversiteyi yönetmekle sorumlu olan İta Amiri olan Rektöre karşı sorumludur. 2003 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile İta Amirliği kaldırılmış, Harcama Yetkilisi tanımı çerçevesinde bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisi olarak belirlenmiştir. Bu gelişmelerle üniversitelerin idari teşkilatı, yöneticilerin yetkileri açısından yeniden dizayn edilmiştir. Buna göre; Dekanlıklar, Müdürlükler, Daire Başkanlıkları ve Genel Sekreterlik birimleri ayrı ayrı harcama birimlerine dönüşmüşlerdir. Yani Genel Sekreter, Daire Başkanları, Hukuk Müşaviri, Fakülte Dekanları ve Enstitü/Yüksekokul/Meslek Yüksekokulu Müdürleri kendi birimlerinin en üst yöneticisi sıfatıyla harcama yetkilisi olarak kanun karşısında sorumlu olmuşlardır. İlgili Kanunla Rektöre, tüm üniversitenin üst yöneticisi olarak sistemin işleyişi konusunda belirleme, gözetim ve denetim görev ve sorumluluğu verilirken Genel Sekreter ise tüm idari teşkilatın başı olmasına rağmen sadece Genel Sekreterlik biriminin bütçesinden sorumlu olmuştur. Yönetim Bilimi literatürüne göre gerek “örgütleme” gerekse “yürütme” fonksiyonlarının başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi yetkinin varlığına bağlıdır. Yetkiyi anlamlı kılan unsurlardan biri de şüphesiz ki güçtür. Bu çerçevede, 2003 yılında başlayan süreçle birlikte üniversite idari teşkilatlarındaki yapıda, mali olarak tam yetkili olan Daire Başkanlıkları ve Dekanlara tabi olan birim sekreterleri karşısında, Genel Sekreterlik koordinasyon görevi gören törensel bir konuma dönüşmüş, üniversitelerin idari teşkilat yapısı ise yetki ve güç orantısızlığı çerçevesinde çatışmaların yaşandığı hantal ve karmaşık bir yapı halini almıştır. Ayrıca, 5018 sayılı Kanun’un getirdiği zorunlulukların üniversitelerde uygulanmasıyla meydana gelen teşkilat yapılarındaki değişiklikler nedeniyle personelin verimli kullanılmasının engellendiği değerlendirilmektedir. Çalışmada, bu karmaşıklığı ve hantallığı ortadan kaldıracak şekilde küçülme odaklı yaklaşımlara (kademe azaltma, güçlendirme, yalın yönetim anlayışı, vb.) uygun olarak daha küçük ve esnek bir yönetim örgütü modeli önerilmektedir.

Cite / Alıntıla

Taştan, K., & Sabır Taştan, N. (2023). ÜNİVERSİTE İDARİ TEŞKİLATLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI. Içinde Şevkinaz GÜMÜŞOĞLU (Ed.), 9th INTERNATIONAL MARDIN ARTUKLU SCIENTIFIC RESEARCHES CONFERENCE, THE BOOK OF FULL TEXTS ON SOCIAL SCIENCES. January 20-22, 2023, Mardin, TÜRKİYE

Similar Posts

  • | |

    AVRUPA STANDARTLARINA UYUM YOLUNDA YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU’NUN TÜRK YÜKSEKÖĞRETİMİNE KAZANDIRDIKLARI

    Yükseköğretim alanında Türkiye’nin ulusal kalite güvence ajansı olarak 2015 yılında YÖK bünyesinde kurulan Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK), 2017 yılında bağımsız tüzel kişiliği ve bütçesi olan bir kurum olarak yapılanarak Türk Yükseköğretim sisteminde üçüncü üst kuruluş olmuştur.

  • |

    YÖNETİMDE YAPAY ZEKANIN GELECEĞİ

    İnsanların dünyayı nasıl algıladığını ve ona nasıl tepki verdiğini taklit ederek insan yeteneklerini
    geliştirmek ve katkı sağlamak amacını güden yapay zekanın işletmelerde kullanımının giderek
    yaygınlaşmaya başladığı günümüzde, yöneticilerin yapay zekanın gelişimine katkı sağlaması yapay
    zekanın geleceği ile ilgili oldukça önemli bir konu haline gelmiştir. Şirketlerin yapay zekayı genellikle
    bilgi teknolojileri alanında kullandıkları göz önüne alındığında, tüm süreçlere hakim etkin iş
    liderlerinin yapay zeka konusunda eğitimli olmaları, yapay zeka uygulamalarını tüm işlere yaymak ve
    yapay zeka ekosistemini kurmak için gayret göstermeleri ve yapay zekanın uygulanmasına ve
    geliştirilmesine liderlik etmeleri gerekmektedir. Çalışmada, yönetim bilimi çerçevesinde işletmelerde
    yapay zekanın uygulama alanları, yöneticilerin sorumlulukları ve yapılması gerekenler hakkında
    kavramsal bilgi sağlanmakta ve farkındalık oluşturulmaya çalışılmaktadır.

  • |

    LİDERLİK LİTERATÜRÜNDEKİ KAVRAM KARMAŞASI: TEORİ-MODEL-TARZ AYRIMI ÇERÇEVESİNDE LİDERLİĞİN KATEGORİZE EDİLMESİ

    Liderlik çalışmaları ile ilgili literatür incelendiğinde; liderliğin alan olarak muazzam bir genişliğe ve derinliğe sahip olduğu gerçeğine ulaşılmakta ancak liderliğin ne olduğu, hangi kategorilere ayrıldığı, liderlik teorilerinin, liderlik modellerinin ve liderlik tarzlarının neler olduğu, teori, model ve tarz arasındaki farklılıkların
    kapsamı ve hangi liderlik kavramının hangi kategoride ele alınması gerektiği gibi içinden çıkılamayan sorunlarla karşılaşılmaktadır.
    Bu çalışmada; liderliğin bilimsel olarak ortaya çıktığı ilk teorilerden başlayarak, genel, bütünleşik,
    kapsayıcı liderlik teorisini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan günümüz araştırmalarına kadar gelinen süreç
    kronolojisinde (Özellikler Teorisi – Davranışsal Teoriler – Durumsallık Teorileri – Bütünleştirici Teoriler), teoriler ve bu teorilerle ilgili çalışmalarda ortaya çıkan modeller ve liderlik tarzları arasındaki kavram kargaşası
    netleştirilmeye ve liderlik literatüründeki kafa karışıklığı giderilmeye çalışılmaktadır.
    Çalışma, Davranışsal Teoriler olarak geliştirilen liderlik modelleri ve bu modellerin ortaya çıkardığı liderlik tarzları, Durumsallık Teorileri olarak geliştirilen liderlik modelleri ve bu modellerin ortaya çıkardığı
    liderlik tarzları ve Bütünleştirici Teoriler başlığı altında incelenen liderlik modelleri ve liderlik tarzları kapsamında teorik bir çerçeve sunmaktadır

  • |

    Yükseköğretimde Sosyal, Beşerî ve İdari Bilimler Temel Alanı İçin Çok Kriterli Karar Analizi Temelli Bir Performans Ölçümü Model Önerisi

    Yükseköğretimde yoğunlaşan ‘kalite güvence sistemi uygulamaları’ ve ‘bilim ve teknoloji politikaları’ içerisinde üniversitelerin bilgi ve
    teknoloji üretme konusunda artan önemleri, nitelikli akademisyen ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Bu ihtiyaç, nitelikli akademik üretimi
    sağlayıcı bir kapsayıcı performans değerlendirme sistemi oluşturma gerekliliğini kaçınılmaz kılmaktadır. Bu gereklilik çerçevesinde
    yürütülen bu çalışma, sosyal, beşerî ve idari bilimler temel alanında kullanılan kriterlerin analizleri sonucunda kapsayıcı bir model önerisi ile
    yükseköğretimde performans değerlendirmesi açısından yeni bir bakış sunmaktadır. Bu kapsamda oluşturulan modelle, YÖK’ün Akademik
    Teşvik Kapsamındaki ‘Faaliyet ve Puan Tablosu’ kriterleri, ‘Sosyal, Beşerî ve İdari Bilimler Temel Alanı’nda ÜAK’ın Doçentlik kriterleri,
    sekiz araştırma üniversitesinin doçentlik kriterleri, yükseköğretimin dört etkinliğinin kriterleri ile bunların alt başlıkları çerçevesinde,
    alanda kullanılmakta olan hiçbir geçerli kriter model dışında kalmayacak şekilde, akademik performans değerlendirmeye yönelik bir
    çerçeve oluşturulmuş ve mevcut sistemlerin kapsamlı bir değerlendirmesi yapılmıştır. Akademisyenlerin performanslarını değerlendirmede
    kullanılacak performans değerlendirme problemi, yapı bakımından çok kriterli karar verme problemi olarak görüldüğünden, modelleme
    bu doğrultuda yapılarak analiz tekniği olarak Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) kullanılmıştır. Model kapsamında beş ana kriter (boyut),
    26 alt kriter ve 409 en alt kriter çerçevesinde, üç aşamada toplam 83.979 adet ikili karşılaştırma vasıtası ile Türkiye yükseköğretimindeki
    önemli kurumlar tarafından kullanılan ortaya konulmuş kriterler tek bir potada eritilerek kapsayıcı bir kriter seti ortaya konulmuştur.

  • | |

    KURUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK YÖNETİMİ

    Bu kitap bölümünde Kurumsal Sürdürülebilirlik Yönetimi (KSY), işletmelerin ekonomik performanslarını sosyal sorumluluk ve çevresel yönetimle dengelemelerini sağlayan stratejik bir yaklaşım olarak ele alınmaktadır. KSY, 1970’lerden itibaren çevresel ve sosyal sorunların gündeme gelmesiyle gelişmiş, günümüzde ise rekabet avantajı ve uzun vadeli kurumsal başarı için kritik bir unsur haline gelmiştir. Kavramın teorik temelleri, Üçlü Bilanço (Triple Bottom…

  • |

    Harmonisation of Cooperative Legal Frameworks from Global Principles to National Regulations in the Context of Governance – Proceeding

    Bildiri, kooperatiflerin üyelerince sahip olunan ve yönetilen, ortak ihtiyaçları karşılamaya yönelik demokratik örgütler olduğunu vurgulamaktadır. Kooperatiflerin ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkısı; karşılıklı yardımlaşma, ortak yarar ve her üyenin yönetime eşit katılımı ilkelerine dayanmaktadır.

    Çalışmada, küreselleşme sürecinde ulusal kooperatif mevzuatının Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kooperatifler Birliği gibi kuruluşların geliştirdiği uluslararası standartlarla uyumlu hâle getirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Türkiye’de kooperatiflerin hukuki yapısının başlıca Türk Ticaret Kanunu ve 1969 tarihli Kooperatifler Kanunu tarafından düzenlendiği; mevcut sistemin dayanışmayı kâr maksimizasyonundan üstün tuttuğu belirtilmektedir.

    Bununla birlikte belge analizi, Türk kooperatif mevzuatının uluslararası standartlarla tam uyum sağlayamadığını göstermektedir. Özellikle çıkar çatışmaları, yönetişim yapılarındaki yetersizlikler ve denetçilerin ortaklar arasından genel kurul tarafından seçilmesinin denetim bağımsızlığını zayıflatması önemli sorunlar olarak öne çıkmaktadır. Sonuç olarak kooperatiflerin sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyümeye daha etkili katkı sunabilmesi için mevzuatın sürekli güncellenmesi, yönetişim yapılarının güçlendirilmesi ve denetim sisteminin daha bağımsız hâle getirilmesi önerilmektedir.