|

ÜNİVERSİTE YÖNETİM HİZMETLERİ ÖRGÜTÜ YÖNETİCİ KADROLARI İÇİN ATAMA-YÜKSELTME MODELİ ÖNERİSİ

Çalışanların kariyer yolculuklarında yükselme haklarından mahrum kalmaları, yükselmelerin performans ve liyakate dayalı olmaması, şeffaf ve önceden tanımlı atama/yükseltme sistemlerinin olmaması yada uygulanmaması ve atama/yükseltmelerin nepotizme bağlı olarak gerçekleştirilmesi örgütsel bağlılığa darbe vuran önemli etkenlerdendir. Bilginin kuramcısı olan üniversitelerde de Yönetim Hizmetleri Örgütü çalışanları benzer durumlarla karşı karşıya kalmaktadır. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının yapılmaması, yapılan sınavlarda sadece şef ve daha alt kadrolara yükselme hakkı tanınması, yüksekokul/fakülte/meslek yüksekokulu sekreterliklerine ve daire başkanı/genel sekreter yardımcısı/genel sekreter kadrolarına lisans mezuniyeti olan ve gerekli hizmet yılı şartını sağlayan her personelin atanabilmesi, muvazaalı atamaların varlığı ve önlenememesi, bütün şube müdürlüğü kadroları dolu olduğu halde henüz görevde yükselme sınavı ile şube müdürü ataması yapılmamış üniversitelerin varlığı yükseköğretim alanında çalışan Yönetim Hizmetleri Örgütü personelini olumsuz etkilemektedir. Bu tür olumsuzlukların kurumlardaki iş verimliliğini olumsuz etkilediği ve personellerde motivasyon kaybı oluşturduğu yönetim biliminin bir gerçekliğidir. Diğer taraftan, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Kurumsal Dış Değerlendirme Akreditasyon ve İzleme Kılavuzu’nda, yükseköğretim kurumlarından insan kaynakları yönetimine ilişkin kuralların ve süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütülmesi, bu süreçlerin kurumda çalışan herkes tarafından bilinmesi, eğitim ve liyakatin öncelikli kriterler arasında yer alması ve yetkinliklerin arttırılmasının temel hedef olması gerektiği belirtilmektedir. Çalışmada, üniversite yönetim hizmetleri örgütü için sistemli bir atama yükseltme modeli geliştirilmeye çalışılmaktadır. Model, yürürlükteki mevzuata uygun olup, üniversite senatolarında karara bağlanabilecek yönergeler yada esaslarla uygulanabilecek şekildedir.

Cite / Alıntıla

Sabır Taştan, N., & Taştan, K. (2022). ÜNİVERSİTE YÖNETİM HİZMETLERİ ÖRGÜTÜ YÖNETİCİ KADROLARI İÇİN ATAMA-YÜKSELTME MODELİ ÖNERİSİ. Içinde GÜLTEKIN GÜRÇAY & AMANEH MANAFIDIZAJI (Ed.), EGE 7th INTERNATIONAL CONFERENCE ON SOCIAL SCIENCES, December 24- 25, 2022. PROCEEDING BOOK. Cilt 1. (ss. 526–539). İzmir

Similar Posts

  • |

    AVRUPA STANDARTLARINA UYUM YOLUNDA YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU’NUN TÜRK YÜKSEKÖĞRETİMİNE KAZANDIRDIKLARI

    Yükseköğretim alanında Türkiye’nin ulusal kalite güvence ajansı olarak 2015 yılında YÖK
    bünyesinde kurulan Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK), 2017 yılında bağımsız tüzel
    kişiliği ve bütçesi olan bir kurum olarak yapılanarak Türk Yükseköğretim sisteminde üçüncü
    üst kuruluş olmuştur. Kuruluşundan bugüne YÖKAK; yükseköğretim kurumları tarafından
    Kurum İç Değerlendirme Raporlarının her yıl düzenli olarak yazılmasını ve kamuoyu ile
    paylaşılmasını kurallı hale getirmiş, Kurumsal Dış Değerlendirme Programları ile mezun
    vermiş bütün yükseköğretim kurumlarının kurumsal dış değerlendirmelerini gerçekleştirmiş,
    Mentörlük Programı ile kurumsal dış değerlendirme geçiren yükseköğretim kurumlarına destek
    sağlamış, ilk kurumsal dış değerlendirme sürecini geçiren üniversiteler için İzleme
    Programlarını yürütmüş ve kurumsal dış değerlendirmenin aşamalı olarak sona ermesi ile kalite
    güvence sisteminin sistematik olarak kurulduğunu belgeleyebilmek için Kurumsal
    Akreditasyon Programını başlatmıştır. Yükseköğretim kurumlarının geneli için yürütülen bu
    faaliyetlere ek olarak YÖKAK, İngilizce Hazırlık Okulları için harici bir dış değerlendirme
    süreci gerçekleştirmiş, İhtisaslaşma ve Misyon Farklılaşması Projesi kapsamındaki
    üniversiteler için ek performans göstergeleri geliştirmiş ve yükseköğretim alanındaki bağımsız
    akreditasyon kuruluşlarının yetkilendirilmesini ve tanınmasını sağlayan mekanizmalar tesis
    etmiştir. YÖKAK’ın süreç içerisindeki en önemli başarılarından birisi ise gönüllü
    değerlendiricilerin sisteme dahil edilmesi ve öğrenci değerlendiricilerin değerlendirme
    sistemindeki gün geçtikçe artan rolleri olmuştur. YÖKAK, Avrupa Yükseköğrenim Alanında
    Kalite Güvencesi Standartları ve Yönergeleri’nde belirtilen “Dış Kalite Güvencesi İçin
    Standartlar ve Yönergeler” ve “Kalite Güvencesi Ajansları İçin Standartlar ve Yönergeler”
    bölümlerinde belirtilen 14 standarttan 9’una tam uyum, 5’ine ise kısmi uyum sağlayarak çok
    kısa sürede üstün bir gelişim göstermiştir. Bundan sonraki süreçte, paydaş katılımının tam
    olarak sağlanması, tam zamanlı personel politikaları, operasyonel bağımsızlık ve iç kalite güvencesi konularındaki iyileştirme odaklı yaklaşımlarla Türk yükseköğretiminin Avrupa standartlarına tam uyumu YÖKAK vasıtasıyla gerçekleşebilecektir

  • | |

    YÜKSEKÖĞRETİMDE KALİTEYE ULAŞMADA SİSTEMSEL BİR SORUNA ELEŞTİREL BAKIŞ: YÖK VE ÜAK’IN YAPISINDA PAYDAŞLARIN TEMSİL EDİLMEMESİ

    Paydaş Katılımı yükseköğretimde kalite yönetimi açısından oldukça önemli konuların başında gelmektedir. Avrupa Yükseköğretim Alanında Kalite Güvencesi Standartları ve Yönergeleri dikkate alınarak hazırlanan YÖKAK Kurumsal Dış Değerlendirme ve Akreditasyon Ölçütleri’nin Liderlik, Yönetim ve Kalite başlıklı ilk bölümünde Paydaş Katılımı 4. Ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır. Ölçüte göre yükseköğretim kurumları iç ve dış paydaşlarının stratejik kararlara ve süreçlere…

  • | | |

    UZAKTAN ÇALIŞMA ÖRGÜTLENMESİ

    Küresel Covid-19 pandemisi, neredeyse tüm örgütlerin hızlı ve
    beklenmedik bir şekilde uzaktan çalışmaya yönelmesine neden olmuştur.
    Gelecek yıllarda da örgütlerin pandemi öncesi temel seviyelerine göre
    uzaktan çalışmada bir artış yaşayacağı ve uzaktan çalışmayı yönetmenin ve
    örgütlemenin örgütlerin karşılaşacağı en büyük zorluklardan olacağı tahmin
    edilmektedir. Bu yeni durum karşısında, örgütler, “Tamamen Uzaktan”,
    “Kısmen Uzaktan” ve “Hibrit Uzaktan” çalışma modellerinden kendileri için
    uygun olan çalışma modelini belirleyerek uzaktan çalışmayı nasıl
    örgütleyeceklerine karar vermeli, iletişim/ekip stratejilerini belirlemeli ve
    uzaktan çalışmanın örgütlenmesinde hangi politika ve uygulamaların gözden
    geçirilmesi gerektiğini ele almalıdır. Bilinçli olarak kendilerini uzaktan
    çalışmaya hazırlayan örgütler, kendilerine uygun geliştirilmiş politikalar ve
    yönetim uygulamaları ile rekabet avantajı sağlayabileceklerdir. Uzaktan
    çalışmanın örgütlenmesinde; çalışan hakları, iş yükü ve performans
    standartları, yasal koruma durumu, sağlık ve güvenlik, eğitime erişim, vb.
    bütün konularda ofiste çalışma ile aynı yükümlülüklerin geçerli olduğu
    unutulmamalıdır.

  • |

    ÜNİVERSİTE İDARİ TEŞKİLATLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI

    Yükseköğretim kurumlarının Yönetim Örgütü (idari teşkilat) Genel Sekreterlik (bir Genel Sekreter ile en çok iki Genel Sekreter Yardımcısı), Daire Başkanlıkları (Yapı İşleri ve Teknik, Personel, Strateji, Öğrenci İşleri, Sağlık-Kültür ve Spor, Kütüphane ve Dokümantasyon, Bilgi İşlem, İdari ve Mali İşler Daire Başkanlıkları), Hukuk Müşavirliği, Hastane Başmüdürlüğü ve Fakülte/Enstitü/Yüksekokul/Meslek Yüksekokulu idari teşkilatlarından oluşmaktadır. 1983 yılında yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlarının İdari Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye göre Genel Sekreter, üniversite idari teşkilatının başıdır ve bu teşkilatın çalışmasından mali ve idari olarak üniversiteyi yönetmekle sorumlu olan İta Amiri olan Rektöre karşı sorumludur. 2003 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile İta Amirliği kaldırılmış, Harcama Yetkilisi tanımı çerçevesinde bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisi olarak belirlenmiştir. Bu gelişmelerle üniversitelerin idari teşkilatı, yöneticilerin yetkileri açısından yeniden dizayn edilmiştir. Buna göre; Dekanlıklar, Müdürlükler, Daire Başkanlıkları ve Genel Sekreterlik birimleri ayrı ayrı harcama birimlerine dönüşmüşlerdir. Yani Genel Sekreter, Daire Başkanları, Hukuk Müşaviri, Fakülte Dekanları ve Enstitü/Yüksekokul/Meslek Yüksekokulu Müdürleri kendi birimlerinin en üst yöneticisi sıfatıyla harcama yetkilisi olarak kanun karşısında sorumlu olmuşlardır. İlgili Kanunla Rektöre, tüm üniversitenin üst yöneticisi olarak sistemin işleyişi konusunda belirleme, gözetim ve denetim görev ve sorumluluğu verilirken Genel Sekreter ise tüm idari teşkilatın başı olmasına rağmen sadece Genel Sekreterlik biriminin bütçesinden sorumlu olmuştur. Yönetim Bilimi literatürüne göre gerek “örgütleme” gerekse “yürütme” fonksiyonlarının başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi yetkinin varlığına bağlıdır. Yetkiyi anlamlı kılan unsurlardan biri de şüphesiz ki güçtür. Bu çerçevede, 2003 yılında başlayan süreçle birlikte üniversite idari teşkilatlarındaki yapıda, mali olarak tam yetkili olan Daire Başkanlıkları ve Dekanlara tabi olan birim sekreterleri karşısında, Genel Sekreterlik koordinasyon görevi gören törensel bir konuma dönüşmüş, üniversitelerin idari teşkilat yapısı ise yetki ve güç orantısızlığı çerçevesinde çatışmaların yaşandığı hantal ve karmaşık bir yapı halini almıştır. Ayrıca, 5018 sayılı Kanun’un getirdiği zorunlulukların üniversitelerde uygulanmasıyla meydana gelen teşkilat yapılarındaki değişiklikler nedeniyle personelin verimli kullanılmasının engellendiği değerlendirilmektedir. Çalışmada, bu karmaşıklığı ve hantallığı ortadan kaldıracak şekilde küçülme odaklı yaklaşımlara (kademe azaltma, güçlendirme, yalın yönetim anlayışı, vb.) uygun olarak daha küçük ve esnek bir yönetim örgütü modeli önerilmektedir

  • | |

    UZAKTAN ÇALIŞMA VE KRİZ YÖNETİMİ

    Örgütler beklenmedik bir şekilde ortaya çıkabilen çeşitli sebeplerle kriz ve tehditlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu kriz ve tehditler karşısında, örgütlerin işini ve itibarını koruyabilecek en önemli faktör başarılı bir kriz yönetimidir. Uygun şekilde yönetilmediğinde olumsuz sonuçlar doğurabilen ve operasyonlar için önemli tehditler oluşturan krizler karşısında örgütlerin, özellikle uzaktan çalışma modelinde, kriz yönetimini nasıl gerçekleştirecekleri oldukça önemli hale gelmiştir. Uzaktan çalışma, özellikle Covid-19 pandemisinin yol açtığı kriz ortamında önemli bir gelişim göstermiştir. Bu süreçte, dünya genelinde neredeyse bütün örgütler beklenmedik bir şekilde uzaktan çalışma deneyimini yaşamak zorunda kalmışlardır. Uzaktan çalışma ile ilgili daha önceden deneyime sahip olan örgütler, politikalarını uygulamakta hızlı davranırken, fiziksel ofislere sıkı sıkıya bağlı olan diğer örgütler ise kısa bir sürede uzaktan çalışmaya geçiş yapmak zorunda kalmışlardır. Bu salgın döneminde, uzaktan çalışma, kriz yönetimi ve uzaktan çalışmada kriz yönetiminin önemi belirgin bir şekilde anlaşılmıştır.

  • |

    YÖNETİMDE YAPAY ZEKANIN GELECEĞİ

    İnsanların dünyayı nasıl algıladığını ve ona nasıl tepki verdiğini taklit ederek insan yeteneklerini
    geliştirmek ve katkı sağlamak amacını güden yapay zekanın işletmelerde kullanımının giderek
    yaygınlaşmaya başladığı günümüzde, yöneticilerin yapay zekanın gelişimine katkı sağlaması yapay
    zekanın geleceği ile ilgili oldukça önemli bir konu haline gelmiştir. Şirketlerin yapay zekayı genellikle
    bilgi teknolojileri alanında kullandıkları göz önüne alındığında, tüm süreçlere hakim etkin iş
    liderlerinin yapay zeka konusunda eğitimli olmaları, yapay zeka uygulamalarını tüm işlere yaymak ve
    yapay zeka ekosistemini kurmak için gayret göstermeleri ve yapay zekanın uygulanmasına ve
    geliştirilmesine liderlik etmeleri gerekmektedir. Çalışmada, yönetim bilimi çerçevesinde işletmelerde
    yapay zekanın uygulama alanları, yöneticilerin sorumlulukları ve yapılması gerekenler hakkında
    kavramsal bilgi sağlanmakta ve farkındalık oluşturulmaya çalışılmaktadır.