| |

YÜKSEKÖĞRETİMDE KALİTEYE ULAŞMADA SİSTEMSEL BİR SORUNA ELEŞTİREL BAKIŞ: HER AKADEMİK YÜKSELMEDE YENİDEN ATANMA ZORUNLULUĞU

Son yıllarda, akademik işe alım ve yükseltmelerle ilgili yayımlanan ilanlarda işe alınmak yada yükseltilmek istenen personelin “akademik yetkinliğini” tanımlayan açıklamalara yönelik eleştiriler oldukça fazlalaşmıştır. Bu durum üniversitelerin toplum nezdindeki kurumsal itibarına gölge düşürmektedir. Bu olumsuz durumla birlikte, hak ettiği her akademik unvanda “ilk defa atanan bir akademisyenin yaşadığı tüm süreçleri” defalarca yeniden yaşayan akademisyenlerin maruz kaldıkları baskı, belirsizliğin getirdiği kaygılar, ekonomik kayıplar ve yaşanılan stres ise akademisyenlerin performansına ve üniversitelerin verimliliğine olumsuz etkilerde bulunabilmektedir. Bu çalışmada, mesleğe ilk girişten itibaren hak ettiği akademik unvanların kadrosunu alabilmek için her seferinde yeniden kadro ilan edilmek ve yeniden atanmak zorunda kalan (yada kadro ilan edilmediği için yükseldiği kadroya atanamayan) akademisyenlerin durumu yükseköğretimde kalite yönetimi ölçütleri ve eleştirel kuram çerçevesinde değerlendirilmekte, eleştirel kuramın hegomanya teorisi çerçevesinde yükselmelerin akademisyenler üzerinde kurulan bir hakimiyete dönüştüğü tespiti yapılmakta ve akademik yükseltme konusunun yol açtığı sorunlar irdelenmektedir. Çalışmada, üniversite kadrolarına bir kez atanan bir öğretim elemanının unvanı ne olursa olsun her akademik yükselmesinde, yükselme ile doğru orantılı, eş zamanlı ve sistematik olarak, herhangi bir uygun görme yada ilan şartına gerek olmadan, yükseldiği kadroya atanması önerilmektedir.

Cite / Alıntıla

Sabır Taştan, N., & Taştan, K. (2021). YÜKSEKÖĞRETİMDE KALİTEYE ULAŞMADA SİSTEMSEL BİR SORUNA ELEŞTİREL BAKIŞ: HER AKADEMİK YÜKSELMEDE YENİDEN ATANMA ZORUNLULUĞU. Içinde A. Kazankaya, M. Alev Ateş, & K. İpekdal (Ed.), Ahi Evran International Conference on Scientific Research (ss. 958–965). Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi.

Similar Posts

  • | |

    KÜRESEL VE ÇOK KÜLTÜRLÜ LİDERLİKTE KÜLTÜREL ZEKÂ: BİBLİYOMETRİK BİR ANALİZ

    Çalışmanın amacı, kültürel zekâ (CQ) ve küresel/çok kültürlü liderlik konusundaki akademik araştırmalarıkapsamlı bir bibliyometrik analizle incelemektir. Küreselleşen iş dünyasında, liderlerin farklı kültürelortamlarda etkili iletişim kurma, uyum sağlama ve yönetme becerileri giderek daha kritik hale gelmektedir.Kültürel zekâ, bireylerin farklı kültürlere uyum sağlama ve karar alma süreçlerini anlamak için önemli birkavramsal çerçeve sunmaktadır. Çalışmada, Web of Science…

  • | | |

    Güncel Boyutlarıyla Liderlik

    Günümüzde ortaya atılan yeni liderlik teorileri pozitif örgütsel değişim ve sürdürülebilir performans için temel liderlik yetkinliklerine ve davranışsal gelişmelere oldukça önem vermektedir. Bir liderin etkili olma kapasitesinin nasıl geliştirileceği süreci akademisyenler arasında sürekliliği olan bir tartışma konusudur. Araştırmalar, dinamik, karmaşık ve zorlu ortamlarda liderlerin becerilerini giderek artan bir şekilde sürekli geliştirmeleri gerektiğini öne sürmektedir. Liderlik becerilerinin neler olduğu konusunda yaygın bir fikir birliği vardır ve bu konuda birçok kaynakta benzer özellikler sıralanmaktadır.

    Literatürde liderlik becerileri genel olarak “Hard Leadership Skills” ve “Soft Leadership Skills” olarak iki ayrı kategoride değerlendirilmektedir. Hard Leadership Skills’in Türkçe kavramsal karşılığı Teknik Liderlik Becerileri’dir. Bu beceriler genellikle üniversitelerin “işletme” bölümü eğitimlerinde kazanılan ölçülebilir becerilerdir. Ortalama bir işletme mezununun, mezuniyeti ile birlikte bu becerileri kazandığı varsayılmaktadır. Soft Leadership Skills’in Türkçe kavramsal karşılığı ise Sosyal ya da Davranışsal Liderlik Becerileri’dir. Özellikle son yıllarda oldukça ön planda olan bu beceriler gün geçtikçe insan odaklı bir anlayış benimsenmeye başlayan profesyonel hayatta liderlerin olmazsa olmaz becerileri olarak karşımıza çıkmaktadır. Artık eski zamanlarda olduğu gibi sert, otoriter, anlayışsız ve disipline gereğinden fazla önem veren liderlerin günümüz profesyonel çalışma hayatında başarılı olmaları mümkün değildir.

    Kitapta, liderliği okuyucuya tüm yönleriyle sunabilmek için öncelikle liderlik teorileri, örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık konularında kavramsal bilgi verilmekte, daha sonra küresel bir anlayışla liderliğin önemi vurgulanmakta ve sonraki her bölümde bir davranışsal liderlik becerisi ile ilgili kavramsal ve uygulamaya dönük bilgi sağlanmaktadır.

  • | |

    YÜKSEKÖĞRETİMDE KALİTEYE ULAŞMADA SİSTEMSEL BİR SORUNA ELEŞTİREL BAKIŞ: YÖK VE ÜAK’IN YAPISINDA PAYDAŞLARIN TEMSİL EDİLMEMESİ

    Paydaş Katılımı yükseköğretimde kalite yönetimi açısından oldukça önemli konuların başında gelmektedir. Avrupa Yükseköğretim Alanında Kalite Güvencesi Standartları ve Yönergeleri dikkate alınarak hazırlanan YÖKAK Kurumsal Dış Değerlendirme ve Akreditasyon Ölçütleri’nin Liderlik, Yönetim ve Kalite başlıklı ilk bölümünde Paydaş Katılımı 4. Ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır. Ölçüte göre yükseköğretim kurumları iç ve dış paydaşlarının stratejik kararlara ve süreçlere…

  • |

    OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE’DEKİ DEĞİŞİMİ

    Değişen çevre koşulları ve bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler otomotiv sektöründe şiddetli bir rekabete yol açmıştır.
    Bu değişim otomotiv firmalarının ve lider otomotiv üreticisi ülkelerin faaliyetlerini gözden geçirmesine ve radikal kararlar
    almasına neden olmuştur. Türkiye otomotiv endüstrisi de bu değişimden etkilenmekte ve gelişmektedir. Bu çalışmada,
    son yıllarda yerli otomobil üretme çalışmalarına hız veren Türkiye’nin, otomotiv sektöründeki gelişimi ve değişimi ile
    dünya otomotiv pazarındaki gelişmelerin Türkiye üzerindeki etkileri ve Türk halkının otomotiv pazarındaki satın alma tercihleri incelenmeye çalışılmıştır.

  • |

    LİDERLİK LİTERATÜRÜNDEKİ KAVRAM KARMAŞASI: TEORİ-MODEL-TARZ AYRIMI ÇERÇEVESİNDE LİDERLİĞİN KATEGORİZE EDİLMESİ

    Liderlik çalışmaları ile ilgili literatür incelendiğinde; liderliğin alan olarak muazzam bir genişliğe ve derinliğe sahip olduğu gerçeğine ulaşılmakta ancak liderliğin ne olduğu, hangi kategorilere ayrıldığı, liderlik teorilerinin, liderlik modellerinin ve liderlik tarzlarının neler olduğu, teori, model ve tarz arasındaki farklılıkların
    kapsamı ve hangi liderlik kavramının hangi kategoride ele alınması gerektiği gibi içinden çıkılamayan sorunlarla karşılaşılmaktadır.
    Bu çalışmada; liderliğin bilimsel olarak ortaya çıktığı ilk teorilerden başlayarak, genel, bütünleşik,
    kapsayıcı liderlik teorisini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan günümüz araştırmalarına kadar gelinen süreç
    kronolojisinde (Özellikler Teorisi – Davranışsal Teoriler – Durumsallık Teorileri – Bütünleştirici Teoriler), teoriler ve bu teorilerle ilgili çalışmalarda ortaya çıkan modeller ve liderlik tarzları arasındaki kavram kargaşası
    netleştirilmeye ve liderlik literatüründeki kafa karışıklığı giderilmeye çalışılmaktadır.
    Çalışma, Davranışsal Teoriler olarak geliştirilen liderlik modelleri ve bu modellerin ortaya çıkardığı liderlik tarzları, Durumsallık Teorileri olarak geliştirilen liderlik modelleri ve bu modellerin ortaya çıkardığı
    liderlik tarzları ve Bütünleştirici Teoriler başlığı altında incelenen liderlik modelleri ve liderlik tarzları kapsamında teorik bir çerçeve sunmaktadır

  • | |

    UZAKTAN ÇALIŞMA VE KRİZ YÖNETİMİ

    Örgütler beklenmedik bir şekilde ortaya çıkabilen çeşitli sebeplerle kriz ve tehditlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu kriz ve tehditler karşısında, örgütlerin işini ve itibarını koruyabilecek en önemli faktör başarılı bir kriz yönetimidir. Uygun şekilde yönetilmediğinde olumsuz sonuçlar doğurabilen ve operasyonlar için önemli tehditler oluşturan krizler karşısında örgütlerin, özellikle uzaktan çalışma modelinde, kriz yönetimini nasıl gerçekleştirecekleri oldukça önemli hale gelmiştir. Uzaktan çalışma, özellikle Covid-19 pandemisinin yol açtığı kriz ortamında önemli bir gelişim göstermiştir. Bu süreçte, dünya genelinde neredeyse bütün örgütler beklenmedik bir şekilde uzaktan çalışma deneyimini yaşamak zorunda kalmışlardır. Uzaktan çalışma ile ilgili daha önceden deneyime sahip olan örgütler, politikalarını uygulamakta hızlı davranırken, fiziksel ofislere sıkı sıkıya bağlı olan diğer örgütler ise kısa bir sürede uzaktan çalışmaya geçiş yapmak zorunda kalmışlardır. Bu salgın döneminde, uzaktan çalışma, kriz yönetimi ve uzaktan çalışmada kriz yönetiminin önemi belirgin bir şekilde anlaşılmıştır.